23 Kasım 2009 Pazartesi

Ünlüler ve Çocukları - Kısım 1

Suri Üşümemeyi Öğreniyor!

Amerikan ve İngiliz magazin basınının en gözde çocuğu Suri Cruise. Gazeteler hemen her gün bir bahaneyle onun fotoğrafını yayınlıyorlar. 3 yaşındaki bir çocuğun neyi magazin malzemesi olabilirse onun haberi yapılıyor işte. 'Dün Suri'nin doğum günü partisi vardı, şu şu ünlüler geldi', 'Suri annesiyle Soho'da alışverişe çıktı'...

Ama Suri vak'asının en absürd tarafı, kızcağızın moda ikonu haline getirilmesi.

Bu gördüğünüz Kasım ayında, New York gibi soğuk bir şehirde çekilmiş bir fotoğraf. Fotoğrafa Haziran ayından eklenmiş gibi duran tek objeyse Suri! Kollar çıplak, elbise bariz şekilde yazlık! Ne boynunda bir atkı, ne üzerinde bir mont.


Anlaşılıyor ki, aile bu "küçük moda ikonu" tanımlamasından hoşnut ve kızlarının bir celebrity olarak geleceğini şimdiden inşa etmeye başladıklarını düşünerek zırvalamakta bir beis görmüyorlar.


Aksi Beklenemez Bir Junior Celebity: Lourdes Ciccone

Mesele bir 'tarz' oluşturabilmekse, bunu en iyi Madonna'nın 13 yaşındaki kızı Lourdes beceriyor. Lourdes melez bir terazi burcu ve dünyanın en ünlü kadınının kızı. Yani üzerine bir çuval geçirseniz bile ona engel olamazsınız: bir şekilde dikkat çekmesini sağlayacak özellikleri doğuştan geliyor.



Bir çocuğun kafasını bu kadar istikrarlı bir giyim tarzı oluşturabilecek kadar modayla meşgul etmesi çok sağlıklı görünmüyor, evet. Ama yine de Lourdes'ın fotoğraflarına bakmak zevkli! 10 yıl sonra nasıl görüneceğini merak ediyorum...



20 Kasım 2009 Cuma

Lafa Tanzimat Aydını Zihniyetiyle Başlayan Kim Olursa Olsun Tavrım Aynıdır!




Michael Moore, vatandaşlarını ve yöneticilerini embesillikle suçlamasıyla ünlü bir adam. Amerikalılar için sarf edilen kötü bir sözle güne başlarlarsa işlerinin yolunda gideceğine inanan diğer halklar da onu bu yüzden çok seviyorlar.

Michael Moore düşüncesinin -sıkıcı belgeseller ve insanda göz zevki bırakmamak istercesine spor ayakkabı+beyzbol şapkası+hamburger göbeği kombinasyonuyla katıldığı talk show muhabbetleri dışında- karşıma çıkan son ürünü, İngiltere'de çok popüler olmuş olan Idiot Nation kitabı. Bu kitapta da Moore, halkının ne kadar az kitap okuyup, ne kadar çok tv izlediğinden, Cumhuriyetçiler'in ne kadar sığ, yobaz, cahil olduklarından bahsedip duruyor. Ayrıca eşcinsel evliliklerinin, kök hücre araştırmalarının, kürtajın dünyamız için ne kadar gerekli olduğunu konusunda bizleri aydınlatıyor! Ve kitabın sonunda, senatörler için dua ediyor: tekerlekli sandalyeye mahkum kalsınlar, uyuşturucu bağımlısı olsunlar, beyin kanseri olsunlar, hepsinin çocuğu eşcinsel olsun vs vs...

Her şeyi bir kenara bıraktım, "embriyonlar insan değillerdir, öldürülebilirler" diyen bir adamla ortak noktada buluşmam imkansız. Ama bu adama duyduğum antipatinin kaynağı çok farklı: Türk aydınlarındaki zihniyetten ağzımın yanmış olmasına mı bağlamalıyım bu durumu bilmiyorum ama, ülkesini ve insanlarını bu şekilde aşağılayan kişilere, hangi milletten olurlarsa olsunlar tilt oluyorum!








19 Kasım 2009 Perşembe

Ajdar Ve Vanlı Müslüm'ün performansı "Kon Kon"

İnsan büyürken bir yerde bir kırılma yaşıyor ve hayatı boyunca bilinçli veya bilinçsiz bu hasarı taşıyor. Nerede, ne, nasıl kırılıyor meçhul!

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ayşe Arman ve Ülkenin Sınır Tanımaz Gazeteci İhtiyacı!


Hürriyet'in 40 yaşındaki 'çılgın' kızı Ayşe Arman'ın Scarlett Johansson tarafından 15 dakikada etkisiz hale getirilmesini okuduk hafta sonu. Scarlet resmen 'hadi sor da ne soracaksan, git başımdan' der gibi cevaplamış soruları. Ve koskocaaaa Ayşe Arman, sırf bir Hollywood yıldızıyla röportaj yaptım diyebilmek için bu röportajı yayınlatmış.

Kendisi seksi olarak anılabilmek için canını dişine takmış bir insan olduğundan Scarlet'in 'seksi olmak umurumda değil' tarzı cevaplarını anlamlandıramamış... Kendisine sürekli 15 dakikalık süreyi hatırlatan menajere siniri olmuş..Baya komik bir iş çıkarmış yani.

Türkiye'de yetenekleri şişirilen tiplerin Edirne sınırlarını aşınca düştükleri acınası halleri seyretmek bir magazin takipçisi olarak en keyif aldığım şeylerden. Dolayısıyla geçirttiği keyifli 10 dakika için teşekkür etmem lazım Ayşe Arman'a.

Ayşe Arman İçin Çılgınlığın Sınırı: Kapıkule Sınır Kapısı

Ülke dışında esamesi okunmasa da, Türkiye'de çoğu yayın yönetmeninin hayalini kurduğu tipte bir kadın gazeteci Ayşe Arman. Fatih Altaylı, Serdar Turgut gibi adamlar hep onun gibi bir röportajcı bulamadıklarından yakınırlar. (Bulsalar hemen sigortasız, iki ayda bir maaş ödemeli olarak kadroya katacaklarına eminim o genç yetenekleri!)
Özellikle Serdar Turgut Akşam'daki yayın yönetmenliği macerasında Ayşe Arman ışığı gördüğü tiplere köşe vermekten çekinmedi. Mesela bir Elif Aktuğ felaketi vardı ve kendini Carrie Bradshaw zanneden bu kadını her okuduğumda acıdan gözlerim yaşarırdı. Ağır bir şizofren vak'ası!
Serdar Turgut'un sansasyonel gazeteci fantazilerini en iyi Yiğit Karaahmet hayata geçirebilirdi ama o da kendi fantazi aleminden ve zenginlik hayallerinden çıkıp Turgut'un hayallerini gerçekleştiremecek sanırım!

Holley, Melis artık magazinci!!!


Milliyet eklerde "Boy Aynası" adı altında "ne giymişler/hiç yakışmamış" konulu yazılar yazan Melis Alphan, Hürriyet'in Kelebek ekine transfer olmuş.
Hayırlı olsun!
Bir okur olarak bence Kelebek onun için uygun bir yer. Ve Kelebek'le beraber kendini moda yazarı/eleştirmeni olarak değil magazinci olarak konumlandırmasını diliyorum.

Çünkü bilinçli alışveriş yapmayı öğrenmek yerine "alışveriş orucundayım" diyerek okuyucularını sözde bilinçlendiren;
"Yaa UGG'lar çok çirkin batsın bu şirket de Crocs gibi" diye milyonlarca insanın beğendiği, milyonlarca dolarlık bir şirketin sadece beğenmediği için batmasını dileyen;
yazıları, o onla yakışmış, bu bunla yakışmamıştan ibaret olan bir yazarın "moda yazarı" olarak konumlanmasını gerzekçe buluyorum.
Magazinci demek daha doğru olur.

Yüzlerce milyar dolarlık moda endüstrisi "ben trendleri takip etmem; anti-modacıyım; ne yakışırsa onu giyerim" yaklaşımı ile ilerlemiyor.
Son yıllarda Türkiye'de oluşmakta olan moda endüstrisinin; üretimi, pazarlaması ve tüketicisiyle, modanın mekanik olarak işleyen ve de planlanması gereken bir süreç olduğunun farkında olan gazetecilere ihtiyacı var.
Ve Melis Alphan, moda eğitimi almış olsa dahi, bu gazetecilerden biri değil.
Benim mevcut favorim, Sabah eklerden Yaprak Aras Şahinbaş!