Medyada sürekli halkla ilişkiler gülümsemesiyle gördüğümüz İmirzalıoğlu kariyerinin başından beri filmlerde canlandırdığı karakterlerle maço algısını pekiştirdi. Böylece maço ama aynı zamanda Anadolu beyefendisi, sevecen bir adam olarak popülerleşti.

İmirzalıoğlu, Ayşe Arman'a verdiği röportajında (beğenin veya beğenmeyin) bir kariyer yükselişi içinde olan hayatında en çok korktuğu üç şeyin; servet, şöhret ve şehvet olduğunu söylemiş ve "Bu üçlü çok tehlikeli. Adamı oyar. Bende maalesef üçü de var. Dikkatli olmaya çalışıyorum, kendimi akıntıya bırakmamaya çalışıyorum. Çünkü kontrol kaçtığı zaman, insan hakikaten gazaba uğrar" diyerek aslında ne denli talihsiz olduğunu belirtmiş.
Kuzum, bunlar, 19. yüzyıl romanlarında, karakterlerin manevi değerlerini düşürerek felaketlerini hazırlayan öğeler değil miydi?
(Nedense bazı şeyler hiç değişmiyor!)